warning: Creating default object from empty value in /home/ihya/domains/ihya.com/public_html/saglik/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

beslenme

ERCİYES Üniversitesi Hakan Çetinsaya Deneysel ve Klinik Araştırma Merkezi Tıbbi Farmakoloji Uzmanı Dr. Ahmet İnal, domuz gribi virüsüne karşı ceviz ve sirkenin etkili olduğunu söyledi.

Farmakoloji Uzmanı Dr. Ahmet İnal, Domuz gribi diyeti yapmak isteyenler için önerilerde bulundu. Diyet için çok fazla para harcamaya gerek olmadığını belirten Dr. İnal, “Akşamdan 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 1 adet ceviz konularak sabah kadar bekletilir. Sabah kahvaltısından önce içilen su bağışıklık sistemini güçlendirir. Yine kahvaltıdan önce 1 avuç siyah çekirdekli üzüm yenmeli, üzümün çekirdekleri ağızda ezilmelidir. Ayrıca eğer kokusundan rahatsız olunmuyorsa 1 veya birkaç diş sarımsak çiğnenerek yenmelidir. Sabah ve öğle arasında ise ekinezya çayı virüse karşı iyi gelecektir. Öğlen ise bol proteinli gıdalar (yağsız et, derisi alınmış tavuk eti, balık) yenmeli, yanında bol yeşil yapraklı bitkiler (tere, roka, dere otu, maydanoz) tüketilmelidir” dedi.

NANE LİMON ÇAYI

Küresel grip salgını gün geçtikçe artıyor. Salgına karşı üretilen ilaç ve aşı yöntemlerine başvurmadan önce vücudun doğal immün sistemini korumak ve güçlendirmek için sağlıklı yaşam kurallarını uygulamak çok önemli.

Unutmamamız gereken şey, vücudumuzun doğal bağışıklık sisteminin bizi en iyi koruyan mekanizma olduğudur.

Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yolları:

- Yeterli ve dengeli beslenmeli. Vücudun yapıtaşı protein kaynaklarını almak çok önemlidir; yumurta, kırmızı et, tavuk ,balık, peynir, süt, yoğurt tüketmeli. Ayrıca omega 3 içeriği nedeni ile balık ve balık yağı ile yağlı tohumlar tercih edilmelidir.

- Hazır gıdalardan, işlenmiş ve yoğun katkı maddesi içeren gıdalardan uzak durun

- Vücudun fiziksel olarak dinlenmesi için mutlaka düzenli ve kaliteli uyku önemli.

- Egzersiz yaparak vücut direncinizi kuvvetlendirin. Hergün en az 30 dk yürüyüş yapın veya haftanın minimum 3 günü 45 dk egzersiz yapın.

Posted by asya

Domuz gribine yakalanmaktan korkuyorsanız bu besinleri tüketmeye dikkat edin...

Bilim adamları aşıdan önce dikkat edilmesi gereken noktanın bağışıklık sistemini güçlü tutmak olduğuna dikkat çekti. Bunun yanında hastalığa yakalandığınız zaman virüsü yenebilmek için de en önemli önkoşul bu. İşte bağışıklık sistemini domuz gribine karşı güçlü tutmak için tüketmeniz gereken gıdalar:

Kırmızı biber: Portakalda bulunan C vitamininin 2 katını içerir. C vitamini gribin etkisini yüzde 80 oranında azaltabilecek kadar güçlü bir silahtır.

Balık: Omega 3 tüketimini artırarak grip ve benzeri enfeksiyonları uzakta tutabilirsiniz. Haftada 2 porsiyon balık tüketilmeli.

Soğan: Doğal antibiyotikler içerir. Bunun yanında gribe karşı bağışıklık sistemini güçlendiren “quercetin” isimli bir madde de bulundurur.

Sarımsak: Sülfür maddesi grip sezonunda bu hastalığa yakalanma riskini 2.5 kat azaltıyor ve virüsü öldürme özelliği de bulunuyor. Taze sarımsak daha etkili.

Domuz gribini yenmek için beslenme şeklinize de dikkat etmeniz gerekiyor

ANTALYA Gazipaşa Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mehmet Çınar, kalsiyum, demir ve çinko yönünden zengin olan keçiboynuzunun vücudun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini belirterek, “Domuz gribine karşı keçiboynuzu tüketin” dedi.

Keçiboynuzunun bazı hastalıkların yanı sıra domuz gribinden korunmak için en iyi yiyeceklerden biri olduğunu kaydeden Başhekim Dr. Çınar, “Keçiboynuzu gelişmekte olan ve okul çağına gelen bir çocuğun A, B, D ve E vitaminlerini karşılamaktadır. Bu vitaminler insanlarda kansızlığı önlediği ve bağışıklık sitemini düzenlediği gibi fiziksel gelişmede de faydalı olmaktadır. Keçiboynuzunun özellikle çocuklarda görünen astım, alerjik bronşit, grip ve akciğer kanserine karşı koruyucu bir özelliği vardır” diye konuştu.

Dr. Mehmet Çınar, Gazipaşa halkının Domuz gribi salgınından dolayı tedirgin olduğunu, her gün onlarca kişinin kendilerinden bilgi edindiğini söyledi. Dr. Çınar, domuz gribinden mevsimsel grip enfeksiyonundan korunmak için alınan önlemlerle korunulabileceğini kaydetti. Dr. Mehmet Çınar, “Kişilerle yakın temastan uzak durmak, ellerimizi sık sık yıkamak, beslenmemize dikkat etmek bizi hastalığa karşı koruyacaktır” dedi.

Posted by asya

Domuz gribinin korkusu hastalığın önüne geçti.

Öncelikle psikolojik olarak hiçbir hastalığa yenilmemek gerektiğini belirten uzmanlar, domuz gribinden korunmak için bağışıklık sisteminin güçlü tutulmasını tavsiye ediyor.

Domuz gribi de tüm hastalıklar gibi öncelikle bağışıklık sistemi zayıf olan insanları tercih ediyor. İşte bu nedenle hastalığa karşı alınması gereken önlemler listesinin en başında da bağışıklık sistemini güçlendirmek geliyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yolu ise dengeli beslenmeden geçiyor.

Güçlü Bir Bağışıklık Sistemi İçin

YOĞURT, BALIK, ET, TAVUK, PORTAKAL, MANDALİNA, NAR, ELMA, FINDIK, CEVİZ, TÜM SEBZE VE MEYVELER, HAVUÇ, PANCAR, SOĞAN, SARIMSAK, BİTKİ ÇAYLARI, MAYDANOZ.

Dengeli beslenmek önemli ancak her şeyden önemlisi mümkün olduğunca stresten uzak durmak gerekiyor. Zira bazı alışkanlıklarımız sayesinde bağışıklık sistemimizle hastalıklardan önce kendimiz savaşıyoruz.

Bağışıklık Sistemini Olumsuz Etkileyen Faktörler

STRES, AZ UYKU, SİGARA, ALKOL, AŞIRI KAFEİN TÜKETİMİ, RADYASYONA MARUZ KALMAK, KÖTÜ BESLENME

Stresten uzak durmak ve hayata renk katmak size mutluluk getiriyor aynı zamanda sağlığınızı da koruyor.

Posted by süreyya

Katkı maddeleri ve baharatlar besinlere tat vermek için ya da tatlarını artırmak için kullanılır. Çok çeşitli maddelerden oluşan bu grupta ,bazı yağlar (sıvi yağ, tereyaği, hayvansal yağlar, margarin), şeker ve balın yanı sıra sirke, maydanoz, mercanköşk, fesleğen, biberiye; kekik gibi otlar ve karabiber, tarçin, vanilya, karanfil gibi baharat bulunur. Bu maddelerin temel etkisi sindirim salgılarını artırmak ve böylece gıdaların sindirimini kolaylaştırmaktır; bazıları gerçek gıdalar gibi görev yaparak bazı fizyolojik etkiler yaratır. Omeğin şeker, bal ve yağlar enerji verir. Bir gram şeker 4 kalori, bir gram sıvı yağ ise 9 kalori sağlar. Gıdaların besleyici değeri, verdikleri enerji ile ölçüldüğünde şeker "boş ve düşük kalori" kaynağı olarak tanımlanabilir. Aynı tanımlamaya giren alkolle birlikte şekerler basit yapıları ve vücut için öteki yararlı maddeleri (vitamin, mineral, prQtein) içermemeleri nedeniyle "boş kalori" kaynağı olarak tanımlanırlar. Bu özellikleriyle şekerler ve alkol, daha az kalorili, ama yukarıda adı geçen yararlı maddeleri içeren başka birçok doğal besinlerden ayrılır.

ŞEKERLERİN YAPISI

Posted by süreyya

KANSER NEDİR?
Kısaca vücut hücrelerinin isyanı olarak nitelendirilebilecen kansere sebep olan olay (normalde) bölünerek çoğalan ve bir görevi olan hücrelerin yerine yine bölünerek çoğalan fakat bir görevi olmayan hücrelerin oluşması olarak açıklanabilir. Bu hücreler zamanla (genelde) etrafındaki normal hücreleri sıkıştırarak büyümeye başlarlar. Bir yerde büyüyen tümör ameliyatla çıkarılabilir veya başka şekilde (fizyoterapi ile) tedavi edilebilir. Fakat bu hücreler kan dolaşımı veya lenf kanallarını yırtarak dolaşıma girerse vücudun başka yerlerinde de ortaya çıkabilir (“Sıçrama” denilen olgu). Kanser hücresinde gelişme çabuk olur ve hücrelerin artmasıyla ortaya gelen tümör, içinde geliştiği organı tahrip eder. Genelde görülen kanserin tıbbi açıklaması budur.

ÇÖZÜM NE OLABİLİR?


Sağlık Bakanlığı, kış aylarının en belirgin hastalıklarından grip ve nezleden korunabilmenin, “sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenme” ile mümkün olabileceğini hatırlattı...

Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, kış mevsiminin başladığı bu günlerde, yeterli ve dengeli beslenmenin, sağlığın korunması açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi.

Havaların soğuması ile birlikte genellikle yağlı ve şekerli besinlere eğilimin artması, kapalı ortamlarda ve gecelerin uzaması nedeniyle televizyon başında fazla zaman geçirilmesi dolayısıyla vücut ağırlığında istenmeyen yönde değişiklikler oluşabildiği anımsatılan açıklamada, kış aylarında grip ve nezleden korunabilmenin yolunun sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenme ile mümkün olabileceği belirtildi.

Açıklamada, sağlıklı beslenme için şu önerilerde bulunuldu:

* Dört besin grubunda bulunan çeşitli besinlerden, günde en az 3 ana, 3 ara öğünde yeterli miktarda tüketilmeli.

Havaların ısınmasıyla birlikte çocukların beslenmesinde de dikkat edilmesi gereken noktalar bulunuyor. Terlemeyle vücutta fazla su kaybının meydana gelmesi sonucu, bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri baş gösterebilir. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı Dr. Neslihan Korkmaz yaz aylarında çocukların nasıl beslenmesi gerektiği hakkında bilgi verdi:

Bebekler ve Çocuklar Sıvı Kaybını İfade Edemeyebilir!

Bebekler ve çocuklar sıvı kayıplarını ifade edemeyebilecekleri için anne- babaların çok dikkatli olması gerekir. Bu sebeple sıcaklıkların aşırı arttığı günlerde sıvı alımı desteklenmelidir. Terleme ile artan sıvı ihtiyacını karşılamak için anne sütü, su, süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları, bitki ve meyve çayları tercih edilmelidir.

Yazın da Dengeli ve Yeterli Beslenme

Günlük 3 ana öğün tüketilmesi ve öğün atlamamak önemlidir. Kahvaltı günün en önemli öğünü olup kahvaltıda şekersiz marmelatlar, az yağlı peynirler, içecek olarak süt, taze sıkılmış meyve suları, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir. Yeterli ve dengeli beslenmenin önemi yaz aylarında da unutulmamalıdır. Et, yumurta ve kurubaklagil, süt ve süt ürünleri, sebzeler ve meyveler, ekmek ve tahıllar olmak üzere dört besin grubunda yer alan besinlerden imkanlar çerçevesinde her öğünde tüketilmelidir. Enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlıları, dondurma gibi tatlılar tercih edilmelidir.

Dondurmanın üzerine, karamel, çikolata sosu, krema, fındık yada fıstık parçacıkları ekleyerek yerseniz, masum gözüken dondurmanın kalorisini artırabilirsiniz. Bu nedenle, uzmanlar dondurmanın masumiyetinin kaybolmaması yani kalori değerenin artmaması için sade yenilmesini söylüyor. Çocuklar ve yetişkinler haftada birkaç kez gönül rahatlığıyla dondurma yiyebilirken, kalori ihtiyacı olan çocuklar, hergün dondurma tüketebilirler.

Sıcak yaz günlerinde içimizi serinletecek, en güzel yiyecek hiç kuşkusuz dondurmadır. Yaz akşamlarında elimize aldığımız bir külah dondurmanın tadını başka hiçbir tatlıda bulamayız. Hem çocuklarımız için hemde kendimiz için gönül rahatlığıyla kontrollü bir şekilde yiyecebileceğimiz dondurmanın 100 gramı 190 kalori içeriyor. Medical Park Sağlık Grubu Göztepe Hastane Kompleksi'nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Keservuran, besin değerleri açısından zengin bir tatlı çeşidi olan dondurmanın çocuklara 2-3 yaşından itibaren verilebileceğini, yetişkinlerinde haftada 1-2 kez dondurma yiyebileceklerini söyledi.

Türkiye'de yıllık tüketim 1,5 litre

Yapılan istatistiklere göre dünya genelinde, kişi başına düşen yıllık dondurma tüketimi, ABD'de 24 litre, Avrupa'da 15 litre, Türkiye'de ise sadece 1,5 litre düzeyinde ( 2005 yılı verilerine göre ) olduğunu söyleyen Medical Park Göztepe Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Keservuran, "Bu oranlardan da anlaşılacağı gibi ülkemizde ki dondurma tüketimi alt seviyelerdedir.

Sağlıklı Beslenme Uzmanı Dr. Dilek Polat, kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyan doymamış yağ asitlerini yüksek düzeyde içeren cevizin, kolesterol birikimini ve damar sertliğini önleyici etkisinin halk arasında artık daha iyi bilindiğini, bu nedenle damak zevkinin yanı sıra, birçok insanın sağlık nedenleriyle ceviz tüketmeye başladığını söyledi.

Dr. Polat, saç dökülmesine ve saçlarının yeterince canlı olmadığını düşünenlere cevizin kuru ve yaş kabuğunu önerdi. Polat, 20 tane cevizin sert kabuğunu 1 litre suda 10-15 dakika kaynatarak elde edilen suyun saç durulamasında kullanılması durumunda, saçların dökülmesinin son bulacağını belirtti.

Taze cevizin yeşil kabuğunun az suyla kaynatılması sonucu macun elde edileceğini anlatan Polat, bu macunun da saç maskesi olarak kullanılabileceğini kaydetti. Sağlıklı yaşamak ve beslenmek isteyenlerin mutfaklarından cevizi eksik etmemeleri gerektiğini ifade eden Dr. Polat, şu bilgileri verdi:''8 tane cevizi bir bardak suda 2 gün bekletin. Günde iki ceviz olmak üzere tüketin ve cevizleri içinde beklettiğiniz suyu da için, 4 günlük kür sonunda ne kadar dinlenmiş hissettiğinize şaşıracaksınız."

Yaz aylarında artan mangal keyfinin, kırmızı etin pişirilmesi sırasında açığa çıkan nitrit ve nitrat gibi kanserojen maddeler ve kanser riski oluşturan yanmış yağlar yüzünden kabusa dönebileceği bildirildi.

Kanser önlenebilir
Türkiye Kanser Danışma Kurulu Üyesi ve Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi Başhekimi Dr. Fevzi Harorlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada giderek yayılan kanser hastalıklarının yüzde 50'sinin önlenebileceğini söyledi.

Kansere yol açan etkenlerin başında tütünün geldiğini ifade eden Harorlu, bunu dengesiz beslenme ve hareketsizlik, zararlı ışınlar ve bazı virüslerin izlediğini vurguladı.

Mangal keyfi kabusa dönüşebilir
Sigaradan uzak durularak her yıl kanserden ölen 60 bin kişiden 20 bininin kurtarılabileceğini belirten Harorlu, şunları kaydetti:

Amerikan Hastanesi Diyetisyeni Zuhal Güler Çelik, üniversite sınavına hazırlanan öğrencilere nasıl beslenmeleri gerektiği konusunda bilgi verdi.

Beslenmenin beyin gelişim ve hafızayı etkilediğini vurgulayan Çelik, yenilen besinlerin insan hafızası, zekası ve konsantrasyon gücü üzerindeki etkisinin büyük olduğunu söyledi.

Kola ve cips bilgiyi akıldan uçuruyor

Avokado, havuç, ısırganotu, yaban mersini ve limonun hafızaya katkı sağladığı için sınav hazırlığı dönemlerinde tüketilebileceğini kaydeden Çelik, bununla birlikte az ve sık yeme alışkanlığı oluşturulması, aşırı basit şekerli ve yağlı besin tüketmemeye özen gösterilmesi gerektiğini söyledi.

Aşırı kola ve cips tüketiminin bilgileri akılda tutmayı engellediğini dile getiren Çelik, bunların yenilmemesini önerdi. Çelik, öğrencilerin bu dönemde süt, yoğurt, balık, badem, fındık, tahıllar, yumurta, kırmızı et, pekmez, bitkisel yağlar ve yağlı tohumlarca zengin besinleri tüketmelerini istedi.

Dünya genelinde her yıl binlerce kişinin görme kaybına uğramasına neden olan Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu’nun (YBMD) yavaşlatılmasında “mikro beslenme” anlamına gelen mikronütrisyon büyük önem taşıyor.

Halk dilinde “Sarı Nokta” olarak da bilinen Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu hastalığında beslenme, uzmanlar tarafından, en önemli ve “değiştirilebilir” tek risk faktörü olarak nitelendiriliyor. Beyoğlu Eğitim ve Araştırma Hastanesi doktorlarından Doç. Dr. Ziya Kapran, hızlı gelişen ve diğer gözde de oluşma ihtimali bulunan makula dejenerayonunda ilerlemenin; günlük olarak yeterli miktarda antioksidan, Omega3 ve Luteinin alınabilmesi ile % 30 oranında azaltılabileceğini belirtiyor.

Doç. Dr. Kapran, Omega 3’ün somon, morina ve ton balığı gibi derin deniz balıklarında; Luteinin ıspanak, brokoli gibi yeşil sebzelerde ve sarı renkli meyvelerde; antioksidanların ise bazı sebze, meyve, tahıl ve baklagiller ile benzeri besinlerde bulunduğunu belirtiyor. Doç. Dr. Kapran konuyla ilgili şunları dile getirdi; “Bu besinlerin hergün yeterli miktarda alınması güç olabilir. Bu süreç mikronütrisyon ile de desteklenebilir. Bedenimiz ve tüm organlarımızda olduğu gibi gözümüz için de vitaminlerin çok büyük önemi var.”

Etler (yağsız olmayacak, fazla pişirilmeyecek)

Kırmızı et (tercihen yemlenen değil, otlayan hayvan eti), geleneksel sucuk, kavurma, pastırma vb serbest. Katkı maddelerinden dolayı salam-sosis yasak.

Sakatat: Çok yararlı. Fakat hastalıklı olmamasına dikkat.

Beyaz et: Tercihen köy tavuğu ve diğer kümes hayvanları (köy tavuğu geç pişer)

Deniz ürünleri (Balık, midye, istakoz) (ağır metal zehirlenmesi nedeni ile yasak. Havuzda yetiştirilenlerde de toksinler mevcut olduğundan onlar da yasak.

Yüksek klorofil içerdiği için ağır metalleri bağlayan deniz börülcesi ve deniz yosunları (kolerella veya spirullina) serbest.

Yumurta: En Kaliteli protein kaynağıdır. Köy yumurtası tercih edilmeli. Günde 1-4 adet yenilebilir. Tercih sırasına göre 1. çiğ (enfeksiyon olmadığından eminseniz!), 2. rafadan, 3. Lop, 4. kızartma (mümkünse yenmemeli, yenilecekse, zeytinyağında ya da fındık yağında ya da tereyağında yapılmalı ve önce akı pişirilmeli, sarısı ayrıca çiğ olarak eklenmeli)

Antioksidan olan üzüm çekirdeği vücudu, kendi içinde oluşan ya da dış kaynaklı serbest oksijen radikallerinden ve diğer radikallerden korur. Üzüm çekirdeğinin antioksidan özellikleri çok tanınmış antioksidan vitaminler olan C vitamininden 20 kat, E vitamininden ise 50 kat daha üstündür.

Doğal yolla üre(til)miş meyveler, sebzeler ve otlar sağlığımız için son derece yararlıdır. Üzüm çekirdeği de bunlardan biridir. Fakat beslenme bir bütündür. Sadece üzüm çekirdeği, yeşil çay, kuş burnu gibi iki üç gıdayı yemek, buna karşılık beslenmenin diğer unsurlarına dikkat etmemek ile kendinizi kurtaramazsınız. Sağlıklı bir yaşam için her mevsimin meyve, sebze ve otunu dönüşümlü olarak yiyin, un ve şekerden mamul gıdaları diğer rafine ya da paketlenmiş yiyecekleri iyice azaltın; suni yemle beslenmemiş hayvanların et, süt ve yumurtasını tüketin.

Üzüm çekirdeği hülasası (özütü) nedir?

Kara üzüm çekirdeğinden elde edilir. Üzüm çekirdeği hülasası flavonoid denilen vitamin benzeri grubun içine girer; oligomerik protoantosiyanidin kompleksleri içerir. Üzüm çekirdeğinin temel görevi antioksidan olmasıdır. Vücudu, kendi içinde oluşan ya da dış kaynaklı serbest oksijen radikallerinden ve diğer radikallerden korur. Üzüm çekirdeğinin antioksidan özellikleri çok tanınmış antioksidan vitaminler olan C vitamininden 20 kat ve E vitamininden ise 50 kat daha üstündür.

Üzüm çekirdeğinin faydaları nelerdir?

Yaşam Patentlenemez

Uzunca bir zamandır sofralarımızı, sağlığımızı, geleceğimizi tehdit eden bir hayalet dolaşıyor etrafta. Çok uluslu şirketlerin, gözü doymaz girişimcilerin başımıza sardığı bu belanın adı: Genetiği değiştirilmiş organizmalar; kısa adıyla GDO. GDO, uluslararası literatürde kısaltılmış şekliyle "GM" veya "GMO" olarak geçen "Genetically Modified Organism"in Türkçe karşılığı. GDO'nun kapsamı içine genetik olarak değiştirilmiş bütün organizmalar giriyor. Bu yazıda kastedilen GDO'nun tarifi şu: "Modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilmiş yeni bir genetik materyal kombinasyonuna sahip olan herhangi bir canlı organizma."

Biyolojik "zenginlik"

GDO'yla ilgili en önemli kaygılardan biri; aktarılmış genlerin doğal bitki türüne atlayarak, bulundukları çevredeki doğal türlerde genetik çeşitliliğin kaybına neden olmaları, yabani türlerin doğal yapılarında sapmalara neden olmaları, ekosistemdeki tür dağılımını ve dengeleri bozmaları.

Kanserin oluşumu çok değişik nedenlere bağlıdır. Farklı kaynaklara göre diyetle ilgisi %10-70 arasında olup, %30 oranı kabul edilmektedir. Tüketilen besinlerin kalite ve miktarlarının yeni oluşan hücre için önemi büyüktür. Organizmanın temel taşı olan hücrede oluşacak herhangi bir bozukluk zamanla etkinliğini arttırarak dokulara, organlara ve tüm organizmaya yayılacaktır. Beslenme örüntüsü kanserin oluşumuna etken olduğu gibi kanser de kişinin beslenme durumunu etkilemektedir. Besin alımı ve kullanımı güçleşmektedir. Çeşitli tedavi yöntemleri de beslenmeyi olumsuz yönde etkilemektedir. Cerrahi ve radyolojik yöntemlerin, uygulandıkları bölgeye göre yan etkileri görülmektedir. Kemoterapinin ise, en olumsuz etkisinin ilacın cinsine göre bazı besin öğeleri ile reaksiyon yapmasıdır.

Genel olarak beslenmenin kanser oluşumuna etkisini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

Diyet posasının etkisi: Posayı, alınan besinin sindirim sisteminde enzimler tarafından sindirilmeyen ancak organizma için yararlı olan kısmıdır diye tanımlayabiliriz. Diyet posasının yetersizliği veya yokluğu özellikle kolon kanser riskini arttırmaktadır.

Posted by şirin

Ağız ve diş sağlığı iyi bir beslenmenin göstergelerinden biridir. Amerikan Diyetisyenler Derneği ve Diş Hekimleri beslenme tavsiyeleri ile ağız sağlığını korumanın mümkün olabileceği görüşündeler ve hastalarına bu konuda özel beslenme eğitimi veriyor ve tavsiyelerinde bulunuyorlar. Diyetisyenler ve diş profesyonelleri birlikte çalışmalar yapıyorlar. Çalışmalar gösteriyor ki diş sağlığını etkileyen birçok etmen olabilmesine rağmen beslenme bu konuda önemini her zaman koruyor.Sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü önerileri diş sağlığı önerileri ile örtüşüyor bu da bize bir kez daha doğru beslenmenin önemini gösteriyor.

Dikkat edilmesi gerekenler:

• Sert kabuklu meyveler küçük parçalar halinde doğranmış olarak yenilmeli ısırılmamalı( elma veya havuç gibi)
• Patlamış mısır ve cipslerden uzak durulmalı yenilmesi halinde hemen diş fırçalanmalı
• Sert ekmekli sandwıchler küçük lokmalar halinde yenilmeli diş etine zarar vermekten kaçınılmalı
• Diyet kalitesinin düşüklüğü ve yetersiz beslenme de diş kaybını arttıran başka bir nokta bu sebeple özellikle kalsiyum ve fosfordan zengin besinlerin tüketimine diş sağlığı için önem verilmeli

Posted by YaSemin

Beslenme diş sağlığı ve güzelliği ile doğrudan ilişkilidir. Bunun nedeni hem beslenmenin ağız ve diş yoluyla yapılması, hem de beslenme sayesinde hücre dokularının sağlıklı olmasına neden olan besinlerin alınmasıdır.

İnsanların sağlıklı yaşamaları büyümeleri ve çoğalmaları için gerekli sentezleri organizmada yapılmayan, dışarıdan eser miktarda alınması gereken organik bileşiklere vitamin adı verilir.

İnsanda vitamin eksiklikleri yetersiz alış, barsak absorbsiyonunundaki bozukluk yada alışa oranla ihtiyacın artması sonucu meydana gelmektedir.

Vitaminler yağda ve suda eriyenler olarak ikiye ayrılır;


Son yorumlar