Risk grupları domuz gribine karşı aşı olmalı

15 Kas 2009
Posted by Arif

Domuz gribine karşı kronik hastalığı bulunanlarla 5 yaş altındaki çocukların mutlaka aşı yapılması gerektiği bildirildi.

“Hastalığın, altta yatan kronik hastalığı olanlarla 5 yaş altındakilerde diğer yaş gruplarına göre daha ağır seyrettiğini” belirten Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Alpay Azap, hayatını kaybedenlerin büyük bölümünün bu gruba girdiğine işaret etti.

“Sağlık Bakanlığının yarından itibaren domuz gribine karşı aşı uygulamasının başlayacağını bildirdiği bu gruptakilerin mutlaka aşı yaptırmaları gerektiğini” ifade eden Azap, şöyle konuştu:

“Hastalık mevsimsel gripten farklı olarak 5 yaş altında daha ağır seyrediyor. Ama asıl 24 yaş altı risk içeriyor. 5 yaş altı aşılandıktan sonra 24 yaş altındakilerde aşılamaya devam edilecek. Yaş düştükçe hastalığın ağır seyretme riski artıyor. Burada hastalığa yakalanma riskinden bahsetmiyoruz. Bizim için önemli olan yakalandıktan sonra hastalığın ağır seyretme riskidir. Hastalığa yakalandıklarında ağır seyretme riski olanların mutlaka aşıyla korunmaları gerekiyor. Çünkü aşıdan daha etkili bir koruyucu önlemimiz yok.”

Yarından itibaren sağlık ocakları veya aile sağlığı merkezlerine başvurup durumlarını beyan ederek aşı yaptırabilecek olanlar şunlar:

“-Kronik bronşit, KOAH ya da astım gibi kronik akciğer hastaları,
-Kronik kalp-damar hastaları, kalbinde doğumsal delik, damar ve kapak darlığı, kalbin bölümleri arasındaki bağlantı bozukluğu gibi rahatsızlığı olanlar,
-Özellikle diyalize giren kronik böbrek hastaları,
-Şeker başta olmak üzere metabolik hastalığı bulunanlar,
-Siroz başta olmak üzere kronik karaciğer hastaları,
-Anemi ve lösemi gibi kan hastalığı bulunanlar,
-Kanser hastaları,
-Bağışıklık sistemini baskılayan diğer rahatsızlıkları olanlar.”

Aşı olmamanın alternatifinin hastalığı geçirmek olduğunu vurgulayan Azap, dışarıya çıkmamak, maske takmak, kendine çok dikkat etmek, bir takım bitkiler kullanmak ya da elleri yıkamak gibi önlemlerin bir miktar hastalanma riskini azaltabileceğini, ama engelleyemeyeceğini söyledi. Azap, şunlara dikkati çekti:

“Çünkü şu an dolaşmakta olan virüsün bulaşıcılığı çok fazla ve toplumda buna yönelik hiçbir bağışıklık durumu söz konusu değil. Dolayısıyla aşılanmayan herkes bu hastalığı önünde sonunda geçirecek. Önümüzdeki 6 ay, 1 yıl, ya da 2 yıla yayılan bir süre içinde dünya üzerinde aşılanmamış herkes bu hastalığı geçirecek. Özellikle 80 sonrası doğanlar, bu tarihten önce toplumda dolaşmamış virüslerle karşılaştıkları için hiçbir koruyuculuk yok. O yüzden çocuklarda ve gençlerde çok sık karşımıza çıkıyor bu hastalık. Eski virüslere bağlı 1950 ile 1980 arası bir miktar koruyuculuk var ama onlarda da karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla aşı olmamanın alternatif hastalanmak. Bunu iyice anlamamız gerekiyor.”

AŞININ GÜVENİLİRLİĞİ

Aşının güvenilirliği ile ilgili tartışmalara da değinen Azap, “domuz gribi” aşısının yeni bir aşı olmadığını, içindeki antijenin yeni olduğunu kaydederek, “Grip aşıları 50 yıldan uzun bir süredir üretiliyor ve aynı teknikle üretiliyor. Nasıl ki geçen sene ve ondan önceki sene mevsimsel grip aşıları bir önceki senenin yeni virüsleriyle hazırlanıp kullanıma sunulduysa uzun uzun Faz-4 çalışması gerekmediyse bu aşılar için de gerekmedi” diye konuştu.

Azap, aşının içerdiği civayla ilgili iddialar konusunda da çoklu dozların içinde civa bulunduğunu ama bu civanın vücutta birikip toksik etki gösteren civadan farklı olduğunu bildirdi. Aşının içindeki çok düşük dozdaki civanın metil değil, etil civa olduğunu ve mikrop kapmamak için koruyucu olarak konulduğunu anlatan Azap, bu civanın da vücutta birikmediğini söyledi.

“Aşının felç yaptığı” iddialarının da 1970'li yıllara dayandığını belirten Azap, söz konusu tarihten sonra aşı olanların uzun süre takip edildiğini, aşıyla bu hastalık arasında herhangi bir ilişki kurulamadığını söyledi. Azap, “Artık tam tersi bilgilerimiz var. Çünkü bu hastalığa bir takım enfeksiyonlar da sebep oluyor. Aşı olmayan kişilerde bu enfeksiyonu geçirmeye bağlı olarak felçle seyreden hastalık daha sık karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla aslında aşı felçle seyreden hastalıktan koruyucu bile” şeklinde konuştu.

Aşının katkı maddesiyle ilgili de çok spekülasyon yapıldığını hatırlatan Azap, “Katkı maddesi 15 yıla yakın süredir Avrupa'da deneniyor. 40 milyon doz uygulanmış durumda. Hiçbir zararı, uzun süreli etkisi ortaya çıkmış değil, bugüne kadar. Dolayısıyla zararlı olduğunu söyleyemeyiz. Tam tersine katkı maddesinin faydalı olduğunu söylememiz gerekiyor. Çünkü bu tür aşılarla aşıladığımız kişilerde daha yüksek düzeyde ve daha geniş etkili antikor sağlıyoruz. Dolayısıyla bununla ilgili endişeler de yersiz” ifadesini kullandı.

Doç. Dr. Alpay Azap, enfeksiyon hastalıkları uzmanları arasında aşının etkinliği ve güvenilirliğiyle ilgili bir şüphe bulunmadığını vurguladı.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <center> <big> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <font> <img> <b> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar