warning: Creating default object from empty value in /home/ihya/domains/ihya.com/public_html/saglik/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

sağlıksız beslenme

Özellikle çocuk ve gençlerin vazgeçilmezi haline gelen ayaküstü beslenme biçimi, sağlığımızı tehdit ediyor. Bu tür besinlerin sık tüketilmesi pek çok sağlık problemini de beraberinde getiriyor.

Çok Seçenekli, Çok Lezzetli, Peki Ne Kadar Sağlıklı?
Sağlık Bakanlığı, "fast food" adı verilen ayaküstü beslenmenin özellikle yaz aylarında çeşitli sağlık sorunlarına yol açtığı uyarısında bulundu.

Fast-food diye adlandırılan bu besinlerin A ve C vitamini ile kalsiyum yönünden yetersiz olduğu kaydedilen açıklamada, bunun başta koroner kalp hastalıkları ve kanser olmak üzere hastalık için risk oluşturduğuna dikkat çekildi.

Hazır Yiyecekler Yüksek Miktarda Sodyum İçeriyor
Açıklamada, fast-food menülerinin yüksek miktarda sodyum içerdiği de belirtilerek, bu durumun yüksek kan basıncının oluşmasına neden olduğu ve mide kanseri riskini artırdığı ifade edildi. Dışarda yemek yerken uzmanların tavsiyesi ise daha çok fırında pişmiş ve ızgara besinler veya balık- tavuk içeren sandviçler.

Posted by süreyya

Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Obezite, besinlerle alınan enerji miktarının, metabolizma ve fizik aktivite ile tüketilen enerji miktarını aştığı durumda ortaya çıkar.

Obezite, insan vücudunda kalp ve damar sistemi, solunum sistemi, hormonal sistem, sindirim sistemi gibi sistemleri etkileyen ve birçok önemli rahatsızlığa zemin hazırlayan bir hastalıktır.

Kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık, iktidarsızlık, safra kesesi hastalıkları, taş oluşumu, bazı kanser türleri, obezite ile doğrudan ilişkili hastalıklardan birkaçıdır.

Sonuç olarak obezite, insan yaşamını kısaltan ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak tanımlanabilir. Yapılan araştırmalara göre, obezite özellikle son 20 yılda, bütün dünyada süratle artmakta ve bir salgın hastalık gibi yayılmaktadır. Bu salgından ülkemiz de etkilenmektedir. Kadın nüfusumuzun yaklaşık üçte biri, erkek nüfusumuzun da yaklaşık beşte biri obez, yani şişmandır.

Yaşam Patentlenemez

Uzunca bir zamandır sofralarımızı, sağlığımızı, geleceğimizi tehdit eden bir hayalet dolaşıyor etrafta. Çok uluslu şirketlerin, gözü doymaz girişimcilerin başımıza sardığı bu belanın adı: Genetiği değiştirilmiş organizmalar; kısa adıyla GDO. GDO, uluslararası literatürde kısaltılmış şekliyle "GM" veya "GMO" olarak geçen "Genetically Modified Organism"in Türkçe karşılığı. GDO'nun kapsamı içine genetik olarak değiştirilmiş bütün organizmalar giriyor. Bu yazıda kastedilen GDO'nun tarifi şu: "Modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilmiş yeni bir genetik materyal kombinasyonuna sahip olan herhangi bir canlı organizma."

Biyolojik "zenginlik"

GDO'yla ilgili en önemli kaygılardan biri; aktarılmış genlerin doğal bitki türüne atlayarak, bulundukları çevredeki doğal türlerde genetik çeşitliliğin kaybına neden olmaları, yabani türlerin doğal yapılarında sapmalara neden olmaları, ekosistemdeki tür dağılımını ve dengeleri bozmaları.


Son yorumlar