warning: Creating default object from empty value in /home/ihya/domains/ihya.com/public_html/saglik/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Tetkik ve Tahliller

Posted by Arif

Tıp alanındaki gelişmelere paralel olarak gebelik takibi de son zamanlarda büyük değişimler göstermiştir. Gebelik sırasındaki takibin amacı hem annenin hem de bebeğin miada kadar sağlıklı bir şekilde gelebilmeleridir. Ayrıca bebekte bulunan bazı anomalilerin önceden, gebelik esnasında tespit edilmesi ve mümkün ise tedavi edilmesi, eğer yaşama şansı yoksa gebeliğin sonlandırılması bu takiplerin bir diğer amacıdır.

Posted by Arif

Her hamile kadın karnında kromozomal bozukluk taşıyan bir bebek taşıma riski ile karşı karşıyadır. Herhangi bir inceleme yapmadan bu riski kabaca tahmin etmeye çalışırken bazı parametreler göz önüne alınır.

- Anne adayının yaşı arttıkça bebekte kromozom bozukluğu görülme riski artar.

- Bebekte kromozom bozukluğu görülme riski ilerleyen gebelik yaşı ile birlikte artar. Anomalili bebeklerin çok büyük bir kısmında gebeliğin erken dönemlerinde düşük olur.

- Daha önceki hamilelikte kromozom bozukluğuna sahip bir bebek olması şimdiki gebelikte anne yaşına göre hesaplanan riskte artışa neden olur.

Kromozomal anomaliye sahip bebekleri daha doğmadan anne karnında tespit edebilmek gebelik takibi ile uğraşan jinekologların en büyük hayallerinden biridir. Bu hayal tarama testlerinin gelişmesi ile kısmen gerçekleşmiştir.

Posted by Arif

Uyarılmış potansiyeller santral sinir sisteminin başlıca duyu yollarının bütünlüğünü kontrol eden elektrofizyolojik incelemelerdir. Klinikte en çok üç duyu yolu, görme, işitme ve hissetme ile ilgili yollar kontrol edilmektedir. Klinisyen çoğu zaman hastanın muayene bulguları tek başına teşhis koymakta yetersiz kaldığı durumlarda tanıya destek olması amacıyla bu incelemelerden birini veya birkaçını istemektedir.

Görsel Uyarılmış Potansiyeller(VEP); görme yollarının görme sinirinden başlayarak beyin kabuğunda temsil edildiği alana kadar olan bölümünü test eder. Bunun için hasta bir ekran karşısında doktorun önceden belirlediği bir mesafede oturarak genellikle dama tahtası şeklinde hazırlanmış ekranın orta noktasına bakar. İnceleme bu ekranın önceden belirlenen aralıklarla otomatik olarak kayması yani karelerin bu kaymayla birlikte yer değiştirmesi ile başlar. Her kayma ile birlikte göz sinirinde uyartılan ve buradan ilgili beyin kabuğu bölümüne ulaşan bioelektrik potansiyeller, başa takılan elektrodlar yardımıyla toplanır. Toplanan ve ortalaması alınan bu potansiyeller alet yardımı ile büyütülerek görünür hale gelir. Bu inceleme diğer göz kapatılarak her iki göz için ayrı ayrı uygulanır ve yine her iki göz için en az iki kez tekrarlanarak yanıtların rastlantısal şekiller olmadığı gösterilir. İncelemede en çok dama tahtası yöntemi kullanılmakla birlikte aralıklı ışık uyaranı, kayan çubuklar, renkli çubuklar da kullanılmaktadır. İnceleme bebeklere ışık uyaran veren gözlükler yardımıyla uygulanmaktadır. Erişkinlere uygulanan göz muayenesine koopore olamayan bebeklerin görüp görmediği hakkında ciddi yardımları olmaktadır.

Posted by Arif

EMG, elektromiyografi teriminin kısaltılmış adıdır. Kasların kasılmasını sağlayan elektriksel aktivitenin izlendiği ve yorumlandığı bir kas incelemesidir. Kasların kasılması sinirler aracılığıyla beyinden iletilmiş olan uyarıcı potansiyellerin kaslarda oluşturduğu Motor Ünite Aksiyon Potansiyelleri (MÜAP) olarak bilinen elektriksel potansiyeller sayesinde olur.

Kasılmanın miktarı MÜAP'ların sayısının ve sıklığının artması ile artar. Kasların kasılı olmadığı veya kasılı olduğu durumlarda MÜAP'ların incelenmesi, şeklinin veya sıklığının normal sınırlar içinde olup olmaması, veya normalde karşılaşılmayan elektriksel aktivitelere rastlanılması kaslardaki sorunları belirlemek için incelenen değişkenlerdir. Günlük kullanımında EMG incelemesi denildiğinde kas incelemesi anlamının yanısıra sinir incelemesinide içeren testler bütünü anlamına gelmektedir.

EMG'nin Hastalıkların Tanısını Koymada Yeri Nedir ?
EMG direkt inceleme yöntemlerinin yerini tutmasa da bu yöntemlere yol göstermekte, bir çok hastalıkta ise direkt yöntemlere gerek kalmaksızın bazen tek başına bazen diğer dolaylı yöntemlerle klinisyene tanı koymada yardımcı olarak tedavinin yolunu açmaktadır.

Neden istenir ?

Posted by Arif

Elektroensefalografi (EEG), epilepsili hastaları ve şüphe oluşturan nöbet bozuklukları olan hastaları incelemekte kullanılan önemli bir tetkiktir. Beynin elektriksel aktivitesini ölçmek için EEG cihazı kullanılmaktadır. Epilepside EEG'nin amacı tanının desteklenmesi, sınıflanması, fokal beyin lezyonunun araştırılması ve epilepsi hastalarının izlenmesidir. Buna karşın tek başına EEG bulgusu epilepsinin tanısı için yeterli değildir. "EEG tedavi edilmez, epilepsi tedavi edilir." cümlesinden yola çıkarak, klinik bulgu olmadan, yalnız EEG sonuçları ile hastaya antiepileptik tedavi başlanması doğru değildir. Bunun tersi olarak EEG'nin normal sonuç vermesi de hastanın epileptik olmadığı sonucuna götürmemektedir. Epilepside önemli olan, klinik nöbetletin varlığıdır. EEG tanıyı dışlamaz ancak tanıyı destekler. Epilepsi hastasında EEG normal olduğu zaman, gerekirse özel elektrodlarla EEG'ler yinelenebilir. Çekilmiş olan EEG'lerin değerlendirilmesi görsel ve subjektiftir. Bu sebeple değerlendiren kişinin tecrübesi ve bilgisi önem taşır.

Posted by Arif

Fetüste oksijen ve tüm metabolik değişim plasenta yoluyla olur. Akciğerler gaz değişimi yapamaz. Bu nedenle pulmoner damarlar daralmıştır ve pulmoner dolaşım çok azdır. Sağ ventrikül-pulmoner arter kanının yaklaşık %10'u akciğerlere, geri kalanı ise inen aortaya ulaşır.

Bu sistem foramen ovale, duktus arteriozus (botalli), duktus venozus gibi üç kanalla sağlanır ve bunların üçü de doğumdan sonra belli bir süre içinde kapanırlar.

Fetal dolaşım sırasında, sağ ventrikül total kardiyak debinin 2/3'ünü, sol ventrikül ise 1/3'ünü perifere atar (Şekil 1). Her ikisi de sistemik dolaşıma / aortaya, yani aynı rezistansa karşı çalıştığından duvar kalınlıkları birbirine yakındır. Sağ ventrikül duvarı sol ventrikülden biraz daha kalındır. Yeni doğanda görülen ve EKG ile saptanan sağ aks deviasyonunu ve sağ ventrikül hipertrofisinin nedeni budur.
Doğumdan sonra pulmoner vasküler direnç ve pulmoner basınç düştüğünden, ilk yıl içinde pulmoner arter duvarı da giderek incelir. Sağ ventrikül hakimiyeti yerini giderek sol ventrikül hakimiyetine bırakmaya başlar. Bu değişikliklerin EKG'ye yansıması yıllar boyunca devam eder.

EKG ÇEKİMİ:

Posted by Arif

AIDS testi yaptırmak kimseyi AIDS'ten korumaz. Bunu düzenli olarak yaptırmak, kişinin daha erken tanı alıp tedavi programına bir an evvel alınmasından başka bir işe yaramaz. Düzenli test olmak yerine parayı kondoma (yani prezervatife) yatırmak daha akıllıca olur. Ama şüpheli bir cinsel ilişkiden sonra, yani korunulmamış her ilişkiden sonra, test olmak iyi olur. Kondom kullanmaya üşenip de testi korunma olarak kullanmak yanlıştır.

Testte neye bakılır?

ELİSA diye bilinen test sırasında, kanda, hastalığa sebep olan mikroba karşı gelişmiş olan antikorlara bakılır. Antikor vücudun, kendisine yabancı maddelere karşı ürettiği savunma aracı. Yani HIV(+) ya da HIV Pozitif kişi kanında bu antikor bulunan kişi demek oluyor; bu da o kişinin virüsle karşılaştığı anlamına geliyor. ELİSA aslında bu ilkeyle yapılan tüm testlerin adıdır, sadece HIV için kullanılmaz.

Sonuç nasıl yorumlanır?

Posted by Arif

Allerji (direkt hipersensitive, atopik allerji) immun sistemin organizmada normalde reaksiyona yol açmayan bir maddeye (allerjene) karşı aşırı reaksiyonu olarak tanımlanabilir.

Allerjik hastalık herhangi bir yaşta başlayabilir.Tipik olarak 40 yaşından önce ve genellikle 2-15 yaşlar arasında ortaya çıkar.

Allerji tanısının önemi

Aslında allerjik rinit olan bir şahsın, bakteriyel ve viral üst solunum yolu hastalıklarından ayrılması için çoğu zaman birkaç mevsim geçmektedir.

Allerji tanısı erken dönemde koyularak, kişi allerjenden uzaklaşma, ilaç veya immunoterapi uygulanarak tedavi edilebilir.Özellikle gıda allerjisinde ispatlanmış en iyi tedavi allerjenin uzaklaştırılmasıdır.

Tanıda kullanılan yöntemler

1) İnvivo testler: Cilt testleri (Prick test, intradermoreaction). Bu yöntemlerin sensitiviteleri iyi olmakla birlikte hastayı allerjenle doğrudan karşılaştırdığından lokal ve bazen sistemik istenmeyen reaksiyonlar ortaya çıkabilir.

2) İnvitro testler ( Laboratuvar testleri): Total IgE ve allerjen spesifik IgE'lerin tayini (sadece Total IgE ölçümü genel bir bilgi sağlar, allerjenin cinsini belirmemek için allerjen spesifik IgE'lere bakılmalıdır.)

Posted by Arif

Babalık tayini, yalnız Türkiye nin meselesi değil. Dünyada babalık tayini ile ilgili bir hareketlenme var. İngiliz Kadın Doğum Uzmanı Dr. E. Phillip in verdiği rakamlara göre: İngiltere nin güney doğusunda bir kasabadaki 300 kadın arasında yapılan kan testi sonucunda çocukların yüzde 30 unun taramada kan örnekleri alınan babalara ait olmadığı tespit edilmiş.

Ülkemizde de babalık tayini için DNA testi isteyenlerin sayısında önemli bir artış var. Bu amaçla hizmet veren Identigene firmasının Türkiye irtibat bürosu yıllardır faaliyet gösteriyor.

Posted by Arif

Serviksin (dölyatağı boynu) kanseröz ve prekanseröz oluşumlarının erken teştanısında yardımcı olan bir tarama testidir.

Serviks kanserleri kadın üreme sisteminin en sık görülen kanserlerinden biridir ve uygun tedavi yapılmadığı takdir de 3 yıl içinde ölümle sonuçlanabilir. Pap test erken tanıyı sağlayarak bu ölüm oranlarını bir hayli azaltabilmektedir.

Nasıl Yapılır:

Hasta normal kadın-doğum muayenelerinin yapıldığı jinekolojik masaya yatırılır. Diğer muayenelerde olduğu gibi önce elle muayene yapıldıktan sonra spekulum denilen aygıtla vagen genişletilir. Daha sonra ucunda pamuk olan bir çubuk serviksin içine sokularak buradaki hücrelerden örnek toplanır.Tamamen ağrısız bir işlemdir. Toplanan örnek bir lam üzerine alınır ve sabitlenerek mikroskobik inceleme için laboratuvara gönderilir.

Rahatsızlık Verir mi?

Test tamamen ağrısız bir işlemdir. ancak hafif bir rahatsızlık ve basınç hissi duyulabilir. Testten sonra hafif bir kanama olabilir. Ancak test bitiminde hemen normal günlük yaşantınıza dönebilirsiniz.

Nasıl Hazırlanmalı?

Posted by Arif

Tiroitte elle hissedilen veya ultrason ile belirlenmiş ve önemli olabilecek nodüle ince bir iğne ile girilerek nodülden birkaç hücre gurubu alınması ve bunun mikroskop altında incelenmesi esasına dayanır. Bu yöntem doku tanısı verdiğinden çoğu zaman kesin teşhis konmasına yardım eder. Böylece nodülün önceden kanser içerip içermediği saptanabilir. Bu yöntemin yaygın olarak kullanılmaya başlanması sonucunda bazı gereksiz ameliyatlardan kaçınılmıştır.

Ayrıca bu yöntemle tanının konması, cerrahın ameliyat planını önceden yapmasına olanak sağlayabilir. Ancak, hastaya bu yöntemin uygulanması gerektiği söylendiğinde hasta ve yakınlarının korkuya kapıldığı ve yaptırmak istemedikleri gözlemlerim arasında yer almaktadır. Halbuki kalçadan iğne yapılması ya da koldan kan alınması kadar kolay ve deneyimli hekimler tarafından yapıldığında herhangi bir riski olmayan ve hekime çok değerli bilgiler veren bir tetkik yöntemi olduğu unutulmamalı ve gerektiğinde yaptırmaktan kaçınılmamalıdır.

Posted by Arif

PET (Pozitron Emisyon Tomografisi) ileri görüntüleme yöntemlerinden olup ülkemizde birkaç merkezde hizmet vermektedir. Bu yöntem daha çok kanser hastalarının teşhis ve tedavisinin takibi ile santral sinir sistemi ve kardio-vasküler sistem hastalıklarında kullanılmaktadır. PET ile FDG adlı radyoaktif işaretleyici kullanılarak kanser hücrelerindeki metabolik değişikler tespit edilmektedir. Böylece hastalığın seviyesi, takibi ve tekrarlama durumu hakkında bilgi edinilir.

PET ile

* Baş boyun kanserleri
* Meme kanseri
* Kolorektal kanserler
* Ozöfagüs ve mide kanserleri
* Pankreas kanseri
* Karaciğer ve safra kesesi kanserleri
* Lenfoma
* Melanoma
* Kas iskelet sistemi kanserleri
* Tiroid kanseri
* Karsinoid tümörleri, feokromositoma ve nöroblastoma
* Böbrek tümörleri
* Prostat kanseri
* Testiküler kanserler
* Over tümörleri
* Akciğer tümörü
* Beyin tümörleri ile ilgili teşhis ve görüntüleme yapılmaktadır.

Nöropsikiatrik bozukluklardan ise

* Demans
* Parkinson hastalığı
* Hungtinton hastalığı
* Distoni
* Progressive supranuclear palsy

Posted by Arif

Topluca Üriner Sistem adı verilen, böbrekler, her iki üreter (böbreklerden idrar torbasına kadar uzanan idrar yolları) ve idrar torbasının (mesane), damardan kontrast madde verilerek elde edilen görüntüleme amaçlı tetkikine, ürografi adı verilir.

Hasta, röntgen masasına sırt üstü yatar vaziyette iken, kolundaki her hangi bir damardan kontrast madde verilir. Kontrast maddenin verildiği andan itibaren muhtelif zaman aralıkları ile film çekilir. Zaman aralıkları ilacın böbreklere ulaştığı an, böbreklerde yoğunlaştığı an ve idrar torbasını doldurduğu an olmak üzere 7, 15, 30 ve 45 inci dakikalardır. Özetle, tetkik 1 saat kadar sürmektedir. Ürografide amaç, üriner sistemin yapısı ve fonksiyonları hakkında daha detaylı bilgi edinmektir.

Ne Amaçla Yapılır?

* Böbreklerin fonksiyonları hakkında bilgi edinmek.
* Böbreklerdeki bir pataloji için. Örn. Taş, kist veya tümör gibi patolojiler.
* Böbreklerdeki yapısal bozukluklar. Düşük böbrek, gelişmemiş böbrek, at nalı böbrek...
* İdrar yollarındaki tıkanmalar, yapısal bozukluklar...
* İdrar torbasının tümörleri, prostat büyümeleri gibi... bir çok nedenle ürografi yapılmaktadır.

Posted by Arif

Batın ultrasonunun en sık kullanıldığı hastalık ve durumlar şunlardır :

* Karın ağrısı
* Hazım sorunları
* Bulantı-kusma
* Karında şişlik
* Karın travmalarında
* Safra kesesi taşı ve iltihabı
* Böbrek taşı ve kisti
* İdrar yolu iltihabı
* Böbrek üstü bezlerin incelenmesi
* Prostat büyümesi ve iltihabı (erkekte)
* Karında tümör (kitle), kist araştırması
* Karın içi organların kanserleri
* Karaciğer ve dalak büyümesi
* Pankreastaki rahatsızlıklar
* Apandisit vb akut batın durumları
* Kadın hastalıkları
(Adet düzensizliği,ağrılı adet,akıntılar, kasık ağrıları, yumurtalık kisti,spiral kontrolü vs)
* Gebelik takibi
(Gebelik ayının tesbiti, doğum ne zaman olacak, çocukta bir anormallik var mı, çocuğun cinsiyeti, gebe kadında bir sorun var mı..)
* Genel sağlık taramasının bir parçası olarak (check-up amacıyla)

Posted by Arif

Ultrason cihazlarının icadı kadar ilgi çeken bir başka yenilik ultrasonla üç boyutlu görüntü yönteminin geliştirilmesi oldu. Bu cihazlarda görülen üç boyutlu görüntüler sadece aileler için değil doktorlar için de çok etkileyici. Üç boyutlu görüntüleme yöntemiyle anne karnındaki bebeklerin gerçeğe oldukça yakın görüntüleri elde edilmekte. Bu yöntem ayrıca doktorlar için ultrasonla görüntüleme konusunda yeni bir seçenek ekleyerek hata payını biraz daha azalttı. Birkaç yıl önce üç boyutlu (3D) görüntü verebilen ultrasonlar hareketsiz görüntüler üretebiliyordu. Günümüzde kullanılan cihazlar ise hareketli, yani probun veya bebeğin hareketlerini anında gösteren görüntüler üretiyor, bu özelliği bazı üretici firmalar “4D” olarak adlandırmış.

Üç Boyutlu Ultrason Nasıl Çalışır?

Posted by Arif

Tiroidin görüntülenmesi:

Tiroidin şekli, genel olarak büyüyüp büyümediği, nodül içerip içermediğinin tam olarak belirlenebilmesi için başvurulan testlere görüntüleme yöntemleri denir.
Hastaya küçük dozlarda, tiroit tarafından tutulabilen radyoaktif bir madde verildikten sonra özel bir kamera aracılığıyla bu maddenin tiroit tarafından ne oranda ve nasıl tutulduğu gösterilebilir. Bu yönteme tiroit sintigrafisi adı verilmektedir. Böylece tiroidin yapısı ve belli oranda çalışma şekli belirlenebilir.

Ultrason ise ses dalgalarını kullanarak tiroidin yapısını göstermeye yönelik bir tetkiktir. Bu yöntemle ele gelmeyen çok küçük nodüller gösterilebilir . Ayrıca nodülün çok önemli olabilen iç yapısı hakkında da fikir edinilir. Resim 10 da görüldüğü gibi tiroidin sol tarafında bulunan bir nodülün içinin sıvı ile dolu olduğu ( kistik nodul ) belirlenmiştir. Bu bulgu büyük olasılıkla bu nodülün kanser olmadığını gösterir.

Posted by Arif

Mamografik tarama ile sağlanan erken tanının mortaliteyi %20-70 oranında azalttığı bildirilmiştir. Bütün bu nedenlerden ötürü tüm hekimlerin mamografinin meme kanserinin erken tanısındaki yeri konusunda bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Meme hastalıklarının araştırılmasına yönelik yaklaşım içerisinde mamografi en etkin radyolojik yöntemdir. Diğer tanı yöntemleri, gerektiğinde mamografiyi tamamlayıcı olarak kullanılmalıdır. Mamografi kullanımı tanı ve tarama amacına yöneliktir. Otuz yaşından büyük, belirtileri olan kadınlarda meme muayenesinden sonra tanı amaçlı bilateral mamografi yapılmalıdır. Palpasyonda malign kitle bulguları olan ve bu nedenle biyopsi planlanan hastalarda da palpe edilen bölgenin kitleden ayrı bir kistik patoloji bulunma olasılığı nedeniyle mamografik inceleme önerilir. Tarama amaçlı mamografi ise meme kanserine ilişkin yakınması ya da bulgusu olmayan kadınlarda uygulanan, klinik olarak gizli kalmış meme kanserinin tam ya da yüksek bir iyileşme olasılığının olduğu bir dönemde tedavi edilebilme şansının araştırılmasını amaçlayan ve erken tanıda yararı gösterilmiş tek görüntüleme yöntemidir. Ancak meme muayenesi olmadan yapılan mamografik değerlendirmede duyarlılığın %10-15 oranında azaldığı hesaplanmıştır. Tarama amaçlı mamografik incelemeye başlama yaşı konusunda farklı görüşler olmakla birlikte genel olarak 40 yaşında başlanması, 40-49 yaş arasında 1-2 yılda bir, daha sonra yılda bir uygulanması önerilmektedir.

Posted by Arif

Diğer İsimleri: MR, magnetic resonance imaging (MRI), nuclear magnetic resonance imaging (NMRI)

Manyetik rezonans ağrısız ve hasta vücuduna zarar vermeden uygulanan bir görüntüleme tekniğidir. Özel bir makina ile organların, kemiklerin ve bazı dokuların görüntüleri alınır.

Bu inceleme tekniğinde manyetik bir alan içerisinde incelenmek istenilen bölgeye radyo dalgaları gönderilir. Radyo dalgalarının uyardığı hücrelerdeki hidrojen atomlarının ürettiği enerji sayılara dönüştürüldükten ve bir bilgisayarca işlendikten sonra bir görüntüye dönüştürülür.Radasyon kullanılmadığı için işlem esnasında hastalar ve uygulayan sağlık personelinin radyasyon alma tehlikesi yoktur. Makina çok yönlü hareket edebildiği için elde edilen görüntü sadece yatay kesitlerle sınırlı değildir. Üç boyutlu görüntüleme sağlanabilir.

Hangi Durumlarda Yapılır:

Posted by Arif

Kalınbarsak ( Kolon ) – Rektum ve Anüs hastalıklarının incelenmesinde kullanılan Endoskopik yöntemlerden en önemlisidir. Anüsten başlayarak Rektum ve Kolonların tamamının görülerek muayenesidir. Alet, yaklaşık 1 cm kalınlığında olup kolonların tamamını inceleyebilecek uzunlukta (1.75 m) ve barsak kıvrımlarına uygunluk gösterebilecek ( fleksibl) bir yapıdadır. Bu muayene sırasında lezyonu ( hastalıklı kısım )görmenin yanı sıra, gerekir ise buralardan biyopsi yapılabilir. Ayrıca poliplerin çıkarılması (polipektomi) ve kanama odaklarına sklerozan madde (kan durdurucu) enjeksiyonu yapılabilir.

KOLONOSKOPİ HANGİ KOŞULLARDA YAPILIR ?

* KOLO-REKTAL HASTALIKLARIN GENEL BELİRTİLERİNDE
* 50 yaşdan sonra 3-5 yılda bir kez rutin muayene olarak,
* Karına ait izah edilemeyen müphem belirtilerde,
* Kolon ve Rektum kanseri veya polipleri nedeni ile daha önce tedavi edilen hastaların izlenmesinde,
* Ülseratif kolit ve crohn gibi iltihabi barsak hastalığı olanların izlenmesinde,
* Yakın akrabasında (anne, baba, kardeş ) kolon-rektum kanseri olanlarda

40 yaşından sonra 2-3 yılda bir kez, yapılır.

KOLONOSKOPİ NASIL YAPILIR ?


Son yorumlar