warning: Creating default object from empty value in /home/ihya/domains/ihya.com/public_html/saglik/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Zeka geriliği

Posted by bilge

Beyin ve bilgisayarlar benzer bir devre yapısına sahiptir. Bu sistemde sinyaller sinapslar yoluyla beyindeki spesifik hedeflere (sinir hücrelerine) taşınırlar (noktadan-noktaya korunmuş sistem). Global koruma sistemi ise sadece beyinde mevcuttur. Bir kısım hücrelerden çıkan lifler dağılarak beyinin değişik bölgelerine gider. Global koruma sistemi biyo-sinyal molekülleri olarak biyojenik aminler içermektedir. Bunlar psikiyatrik bozukluklar ile yakından ilişkili olan, asetilkolin (Ach), serotonin (5-HT), katekolaminler (dopamin, noradrenalin, adrenalin) gibi moleküllerdir.

Biyojenik aminlerin nöron iletimi yanı sıra, gelişim sırasında diferansiyasyon rolü olduğu da gösterilmiştir. İlk kez Lauder ve ark, 5-HT’nin nörogenezi düzenlediğini göstermişlerdir. 5-HT’nin Helizomda sinaptogenez veya dendrogenezi inhibe ettiği gösterilmiştir. Bunun yanında embriyonik serebral kortekste in-vitro ortamda, 5-HT’nin sinaps formasyonunu hızlandırmaktadır. İn-vitro gelişmekte olan sinir sistemi ortamında, dopaminin hem inhibe edici hem de hızlandırıcı etkileri olduğu da gösterilmiştir. Noradrenalinin visio-kortikal plastisite açısından arttırıcı rolü ortaya konulmuştur.

Posted by bilge

Geçen birkaç on yılda zeka ile ilgili olarak yapılan genetik araştırmalar önemli buluşlar yapmıştır. Bu buluşların bazılarının ana hatlarından bahsederken fazla yer kaplamaması için zeka ölçümünden bahsetmeyeceğim. Ancak belirtmek gerekirse bu yazıda zeka derken benim anlatmak istediğim; genel bilişsel beceridir ve g ile ifade edilmektedir. Bilişsel beceriyi ölçen bütün geçerli ve güvenilir testlerin ortak özelliği işte bu g’dir. Aslında g, bütün testlerde ortak olan ve daha kesin ve değişmez temel bileşenlerce indekslenmiş olmasına rağmen genellikle zeka testlerinde yer alan çeşitli bilişsel testlerin toplam skoru üzerinden değerlendirilir. Nerdeyse bütün genetik bilgiler bu psikometrik bakış açısına bağlı olarak yapılan ölçümler sonucunda ve temel zeka testleri kullanılarak toplanmıştır. Zeka ile ilgili genetik araştırmaların yeni bir yolu da bilgi süreçleri gibi diğer ölçümlerin ve ilintili potansiyeli, pozitron emisyon tomogrofik taramalar ve MRI gibi daha direk beyin fonksiyon ölçümlerinin araştırılması ve bu ölçümlerin g yi nasıl etkilediğinin açıklanmasıdır.

Posted by bilge

İnsan zekasının modern olarak ölçümü; Charles Darwin’in kuzeni olan Sir Francis Galton’un 19. yüzyılın ikinci yarısında İngiltere’de basit bir teoriden (insanlar bilgileri duyuları ile edindiklerine göre en zeki insanlar en gelişmiş duyulara sahip olanlar olmalıdır) bir test geliştirmesiyle başladı. Galton; duyu, motor ve reaksiyon zamanı işlevlerinden oluşan ve sonuçları tutarlı ve güvenilir olan bir test geliştirdi. Sonuçta 20. yüzyıla kadar Galton dışındaki insanlar tarafından geliştirilen testler bu karmaşık yapının değersiz ölçümleri olarak gösterildi.

Posted by bilge

1905 yılında Alfred Binet ve Theodore Simon davranış sorunları olan çocukları zeka geriliği olanlardan ayıracak bir test geliştirmeyi başardılar. Fikir Fransa’da yaşayan, davranış bozukluğu olan çocukların zeka geriliği olan çocukların bakımsız durumdaki sınıflarına gönderilmelerini önlemek için çıkmıştı. Test kabiliyet açısından en alt seviyedeki çocuklar dışında akademik performansı önceden tahmin edebilme açısından başarılıydı. Binet testinin bir değişik biçimi olan Stanford-Binet, daha sonraları tüm Amerikan okullarında seçkin olarak kullanılmaya başlandı. Sonunda Stanford-Binet daha önceleri kullanılmakta olan Wechsler gibi ölçekler ve Otis testi gibi grup ölçekleri de dahil olmak üzere diğer bazı testlerle birleşti.

Posted by bilge

a. Amaçlar:

1. Zeka geriliğinin genel olarak tanımlanması ve öneminin açıklanması,

2. Zeka geriliğinin epidemiyolojisinin açıklanması,

3. Zeka geriliği nedenlerinin açıklanması,

4. Zeka geriliğinin klinik belirtilerinin ve tanı konulmasının açıklanması,

5. Zeka geriliğine eşlik eden fiziksel engel ve psikiyatrik bozuklukların açıklanması,

6. Zeka geriliğinin izlenmesini ve tedavisinin açıklanması.

b. Hedef Davranışlar:

1. Zeka geriliğini genel olarak tanımlar.

2. Zeka geriliğinin yaygınlığını belirtir.

3. Zeka geriliğinin nedenlerini açıklar.

4. Zeka geriliğinin klinik belirtileri, nasıl tanı konulduğu ve zeka düzeylerine göre sınıflandırılmasını açıklar.

5. Zeka geriliğine eşlik eden fiziksel engel ve psikiyatrik bozuklukları tanımlar.

6. Zeka geriliğinin izlenmesi ve tedavi yaklaşımlarını tanımlar.

c. Süre: 45 Dakika

ç. Gerekli Araç, Gereç, Dokümanlar ve Hazırlıklar:

Tepegöz, slayt makinesi, yazı tahtası, yazı kalemi.

Öğrenciler konuyu okumuş ve araştırmış olarak derse katılır.

d. Emniyet: Ders esnasında cihazların kullanımına dikkat edilecektir.

e. Giriş Testi (2 Dakika)

Posted by Arif

Down sendromu insanlarda en sık görülen kromozom anomalisi türüdür. Zeka geriliği yapması ve erken yaşta ölüme neden olması nedeniyle önde gelen toplumsal sorunlardan olan down sendromu olgularının tümü olmasa da önemli kısmı, gebelik döneminde çeşitli tanı yöntemleriyle tanınabilmekte ve ailelere gebeliği devam ettirme ya da sonlandırma seçenekleri sunulabilmektedir.

Down Sendromu Nedir?

Down sendromu ya da eski adlarıyla "mongolizm" veya "mongol bebek" ilk kez 1866 yılında Dr. John Langdon Down tarafından "özel bir tür zeka geriliği" olarak tarif edilmiş bir sendromdur. Moğol ırkına mensup insanlara çekik gözlülükleriyle benzemeleri nedeniyle Dr. Down bu bebekler için "mongoloid" terimini kullanmış, ancak daha sonra Asyalı bilim adamlarının baskısıyla "mongol" terimi tümüyle terkedilmiştir.

Down sendromunun genetik kaynaklı olduğu baştan beri düşünülmesine karşın bu bebeklerin kromozom haritasının çıkarılması ancak 1959 yılında mümkün olmuştur. Daha sonraki yıllarda Down sendromunun translokasyona bağlı şekilleri ve mozaik varyantı da olabileceği keşfedilmiştir.


Son yorumlar